Felaket başa gelmeden önce onun önlenmesi ve savunması vasıtalarını düşünmek lazımdır.
Geldikten sonra üzülmenin faydası yoktur.
Yunan taarruzu ve milli cephelerin bozulması hakkında..
Gazeteciler gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.
Atatürk'ün Eskişehir'de Sakarya gazetesi başyazarına söyledikleri.
Bu adamlar, filmde gördüğümüz gibi tiyatral bir atılışla işe girişti. Bugün Almanya'nın bütün askeri gücü onun elinde. Yarın savaşa girişecekler. O ve onun taklitçisi Mussolini savaş hazırlıkları ile meşguller.
Evet, savaşı başlatacaklardır, çünkü asker değiller, savaş nedir bilmezler. Savaş bir felakettir, hele bu iki müttefik için kesin ölümdür. Tarih Almanya'ya öyle bir toprak vermiştir ki, daima iki ateş arasında kalmaya mahkumdur.
Körü körüne hesapsız, kitapsız bir kendine güvenme, tamamen mekanik bir ordu sistemi, ilk hamlede korkunç bir kuvvet etkisi yapacaktır.
Fakat bir kere bir tarafı sakatlandı mı, darmadağın olacak, o çalışkan millet yere serilecektir.
Ortada ne Hitler, ne örgütü kalacaktır. Mussolini'den ise söz etmeye hiç gerek yoktur, efendisinin ortadan kalktığı gün, o da yok olacaktır.
Atatürk'ün Hitler ve Mussolini hakkındaki görüşleri
Ali Canip Yöntem anlatıyor: Atatürk bir akşam konuklarına dedi ki: “Hitler bana bir film yollamış, yukarı çıkalım da seyredelim.”
Atatürk ortaya bir mesele attığı zaman, o mesele hakkında kendi fikrini söylemeden etrafına sormak âdeti idi. Film bitince, “nasıl buldunuz” diye sordu. Herkes kendi fikrini açıkladıktan sonra Atatürk bu sözleri söyledi.
Türkiye Devleti'nin temelleri bugün kurulacak değildir.
O sarsılmaz temeller binlerce sene evvel kurulmuştur. Fakat o temellerin üstündeki binanın değiştirilen tarz ve renklerini -bizim olmayan- atmayı toplumsal bünyemizle asrın medeni icadıyla orantılı, en sağlam bir tarzda, en milli bir renkte canlandıracağız.
Benim yirminci asır adamı olarak kanaatim şudur ki, siyans ne kadar yükselmiş halde olursa olsun, onu bir defa en büyük sevgimle, anlayışımla alırım.
Fakat benim ve benim gibi bütün insanlık mevcudiyetinin henüz kavrayamadığı ve ona filozofi dediği şeyin de bence esası insan psikolojisi olduğu noktasında hala durmaktayım.
Ve zannediyorum ki, bu noktadan daha büyük, yüksek ve derin, kadim, geniş bir başlangıç bulmak, kimseye, akıllıyım diyen hiç kimseye nasip olmayacaktır.
Atatürk'ün "Ulus" gazetesindeki dil yazılarından
Siyans: Science, yani bilim
