Felaket başa gelmeden önce onun önlenmesi ve savunması vasıtalarını düşünmek lazımdır.
Geldikten sonra üzülmenin faydası yoktur.
Yunan taarruzu ve milli cephelerin bozulması hakkında..
Biz haddimizi bilir kimseleriz. Uçsuz bucaksız emel sahibi değiliz.
Kıymet verdiğiniz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk!
Atatürk'ün Bitlis ve Muş'u ele geçirip "Altın Kılıç" madalyası aldıktan sonra Madam Corinne'e yazdığı mektuptan
Güney vilayetlerinizin uğradığı felaket sebebiyle İtalyan halkının yasına Türk halkı tamamen katılmaktadır.
Milletimizin hislerine tercüman olarak. Türkiye Milli Meclisi 30 Eylül 1920 celsesinde, zarar gören bölgelerin çabuk kurtarılması için temennilerini sunmaya karar verdi.
Meclis'imizin hislerine kendi üzüntülerimi ve temennilerimi de ekleyerek derin saygılarımı sunarım, Sayın Başkan.
Atatürk'ün 7 Eylül 1920 Garfagnana Depremi nedeniyle İtalya başkanına gönderdiği mesaj.
Şimdi bu çok ilginç, çünkü o tarihte İtalya, Türkiye'yi işgal etmişti. Yani düşmanımızdı. Ama Atatürk yine de böyle bir telgrafı yolladı.
Bunun temel nedeni ortak düşmanın Yunanlılar olmasaydı.
İtalyanlar Antalya, Konya, Menteşe bölgesi, Fethiye, Bodrum, Marmaris ve Kuşadası'nı işgal etti. Sonra Söke, Afyon, Akşehir ve Çine'ye yöneldiler. Sonra ise Burdur ve İsparta işgal edildi.
Isparta’da İtalyan işgaline karşı ciddi bir tepki ortaya çıktı. İşgale karşı miting tertip edildi. Halkın tepkisi konusunda hassas olan İtalyanlar buradan vazgeçerek, tüm güçlerini Burdur’a yöneltti.
1. Dünya Savaşından sonra Anadolu’daki Fransız, Ermeni ve Yunan işgallerine karşı ciddi bir halk direnişi olmuşken, İtalyan işgallerine karşı bölge halkından ciddi bir karşı koyma gerçekleşmemiştir. Bunun sebeplerinden birisi İtalyanların halka çok iyi davranıp kalplerini kazanmaya çalışmasıdır. Hastane açıp bölge halkını tedavi ediyorlar, köylülere işlerinde yardım ediyorlardı. İtalyanların işgal ettiği yerlerde halka iyi davranılması ciddi bir direnişin çıkmamasının en önemli sebeplerinden birisidir.
Damar Arıkoğlu anılarında "Hiçbir şeye karışmamışlar, ellerinden geldiği kadar halka hoş görünmeye çalışmışlardı. Konya'da Mevlevilere gerekli saygıyı göstermeye özen göstermişlerdi. Ülkeye zarar verecek ve halkı üzecek hiçbir harekette bulunmadılar" diye anlatır.
Burdur'da bir dispanser açıp halkı ücretsiz tedavi etmeye başladılar ve çocuklara İtalyan çikolataları hediye edip halkı kendi yanlarına çekmeye çalıştılar.
Bir diğer önemli sebep bölge halkı açısından İtalyanların Yunan işgallerine karşı bir nevi kalkan görevi görmesidir. Yunanlar, İtalyanlarla hemen hemen aynı dönemde İzmir ve çevresini işgal ederek, Ege’nin iç bölgelerine doğru ilerlemeye başlamışlardı. Yunan askerleri halka kötü muamele ediyorlardı. İtalyanların işgal ettiği bölgelere Yunan askerleri girmediği için, bu durum halk açısından Yunan işgalinden korunmanın bir yolu olmuştu. Hatta İtalyanlar, Yunan işgal bölgesinden kaçan halka yardım ediyorlardı. Bu durum İtalyanlara karşı duyulan tepkiyi azaltıyordu.
İtalyanların işgal ettiği yerlerden çekilme kararı Milli Mücadelenin gücünün ve kararlılığının ortaya çıktığı 2. İnönü savaşı sonrasında alındı. Ancak arkasından gerçekleşen Kütahya-Eskişehir Muharebesinde Türk birliklerinin Yunanlar karşısında yenilgiye uğraması üzerine İtalya çekilme işlemlerini durdurdu. Sakarya Savaşından sonra Kurtuluş Mücadelesinin başarıya ulaşacağı ortaya çıkınca İtalyanlar işgal ettiği bölge ve şehirlerden kesin olarak çekildi. Böylece İtalyanların işgal ettiği şehirler ve bölgeler düşman işgalinden kurtulmuş oldu.
Hakikaten Rumların hakimiyetini ve İslam unsurunun esaretini hedefleyen ve Atina ve İstanbul komiteleri tarafından idare olunan Pontus Hükümeti emelleri, Karadeniz sahiliyle kısmen Amasya ve Tokat'ın kuzey kazalarında ikamet eden Osmanlı Rumlarının hayalhanelerini çılgınca bürümüştü.
Alınan tedbirler sayesinde başarılı neticeler elde edildi.
Atatürk'ün meclisin 2. günü yaptığı konuşmadan.
Pontus Ayaklanması, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Kuzey Anadolu'da bağımsız bir Pontus Rum Devleti kurmak amacıyla başladı (1920-1923).
1904'te kurulan Pontus Rum Cemiyeti ile Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti; I. Dünya Savaşı sonunda Batum'dan İnebolu'ya kadar uzanan Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüşhane ve Erzincan'ın bir kısım toprakları üzerinde bir Rum devleti kurmak için faaliyete geçtiler.
Pontusçular, I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu'ya giren ve daha sonra geri çekilen Rus ordularının bıraktığı silahlarla donatılıp İngilizlerden ve Yunanlardan silah yardımı gördüler.
Yunanistan'dan gelen gönüllülerin de katılımıyla Pontus Çetecilerinin sayısı 25.000'i buldu. Topal Osman ve silah arkadaşlarının asilerle yaptıkları çarpışmalarda 2.500 tüfek, 1.200.000 mermi ele geçirildi. 11.188 çeteci öldürüldü.
