Yıllar
Konular
Favoriler

Tarih, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların birtakım hayali emellerle vasıtası mevkiine dü­şen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu nevi feci akıbetlerle dopdoludur.

Kendilerine bir milletin talihi bırakılmış olan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini, yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve elde edilebilir menfaatları yolunda kullanmakla mükellef olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar.

Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi zapt ve işgal etmek, o memleketlerin sahiplerine hakim olmak için kafi değildir.

Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hakim olmanın imkanı yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk - 30 Ağustos 1924
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün 30 Ağustos'un 2. yıldönümünde Dumlupınar'da yaptığı konuşmadan...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 16. Cilt, s.286

Selanik'ten geleli 3 ay kadar oldu. Gelişimin ilk günlerinde hayatın düzenine bir çığır buldum zannındaydım. Manen ve maddeten etkisinde olduğum ıstırabımı atlatılmış gibi görüyordum.

Lakin heyhat!

Bugün bilmem kaç yüzüncü defa olmak üzere yine kalbimin bütün şikayet iniltilerini işitmekle ağlıyorum.

Her vakit ki gibi bu dakika dahi.

Mustafa Kemal Atatürk - 11 Mart 1904

Atatürk'ün not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.20

Düşmanın mümkün olan düşüncelerini meydana çıkarmak için en iyi vasıta, zihnen düşman tarafına geçmek ve onun bakış açısıyla meseleyi çözmektir.

Buna harcanacak zaman, elde edilecek menfaati tamamen karşılar.

Akıllı bir düşman -ki biz taktik meselelerinde düşmanı en iyi taktikçi ve kesin kararlı kabule mecburuz- muhakkak bizim en az arzu ettiğimiz şeyi yapar.

Mustafa Kemal Atatürk - 1915

Taktik Meselesinin Çözümüne Dair Bazı Nasihatler

Atatürk'ün notlarından

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 2. Cilt, s.28

Benim adım çok içki içer diye çıkmıştır. Bunu siz de duymuş olacaksınız. Doğrusu ben, öteden beri içerim; içkiyi severim.

Fakat istediğim zaman bunu keserim.

Vazifem esnasında bir damlasını ağzıma koymam. Vatan işlerime içki karıştırmam. O sadece benim keyfim içindir. Onun yüzünden vazifemi bir an geri bıraktığımı hatırlamıyorum.

Daha gençken, manevralara çıkılmadan önce, muhabbete dalarak sabaha yakın zamanlara kadar içsek bile, ben bazen hiç uyumadan saatinde doğruda doğruya vazifem başına giderdim.

İçki ve vazife iki ayrı şeydir. Birbirine tesiri dokunacak yerde vazifeyi elbette keyfe tercih etmen; içkiyi mutlaka kesmeli.

Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk'ün içki hakkındaki görüşleri

Kaynak: Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk'ü Özleyiş 2. Cilt s.80

Biz, belki burada bulunanların tamamı dünyaya geldiğimiz zaman bu topraklar üzerinde yaşayanlarla beraber, kahredici bir istibdadın pençesi içinde idik.

Ağızlar kilitlenmiş gibi idi. Öğretmenler, mürebbiler yalnız bir noktayı kafalara yerleştirmeye mecbur tutulmakla idi: Benliğini, her şeyini unutarak bir heyulaya boyun eğmek, onun kulu, kölesi olmak.

Bununla beraber, hatırlamak lazımdır ki, o tazyik altında dahi, bizi bugün için yetiştirmeye çalışan hakiki ve fedakar öğretmenler ve mürebbiler eksik değildi.

Onların bize verdikleri feyiz elbette esersiz kalmamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk - 22 Eylül 1924

Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlere yaptığı konuşmadan...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 17. Cilt, s.46

Veritabanında
719 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında