Karşıyakalılar! Ben karşı yaka beri yaka bilmem. Ben İzmir'in tamamını tanırım. İzmir'in tamamını severim. Güzel İzmir'in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim.
Yalnız bir tesadüf beni Karşıyaka'ya daha ziyade bağlamıştır.
Karşıyakalılar! Anam sizin sinenizde, sizin topraklarınızda yatıyor.
Karşıyakalılara Nutuk
Millet fertleri arasında nifakı değil, birlik ve beraberliği sağlamaya; birbirinden intikam alına hissiyatını doğurtmaya değil; istibdat ve zulüm devrinin kiri olan fena hislerin kalplerden atılmasına yarayacak olgunlukta akıllıca makaleler yayımlanmasına gayret edilse gazetenizin şerefi yükselir, hizmeti faydalı olur.
Atatürk'ün Bingazi'de bulunduğu sırada Hanya'da (Girit adası) yayınlanan İstikbal gazetesine yazdığı mektuptan...
Sinema, gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit bir eğlence gibi gelen radyo ve sinema, bir çeyrek yüzyıla kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir.
Japonya'daki kadın, Amerika'nın göbeğindeki siyah adam, Eskimo'nun dediğini anlayacaktır.
Tek ve birleşmiş bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında, tarihte devirler açan matbaa, barut ve Amerika'nın keşfi gibi olaylar birer oyuncak yerinde kalacaktır
Atatürk, aslında sinemanın propaganda gücünü çok iyi biliyordu. Öyle ki kendi hayatını film olarak çekmeye karar vermiş, bunun 137 sayfalık senaryosunun büyük bir kısmını da kendisi yazmış ve Münir Hayri Egeli'ye vermişti. Filmin adı "Ben Bir İnkilap Çocuğuyum" olacaktı.
Münir Hayri Egeli anlatıyor:
“Bir gün: beni Çankaya’dan çağırdılar. Çankaya’ya gittiğimde, Atatürk kütüphanedeydi. Atatürk: “yabancı bir şirketinden mektup aldım. Bizim inkılabımıza dair bir film yapmak istiyorlar. Çok güzel, ancak inkılabımıza dair film yapmak bizim işimiz olmalıdır. Bir senaryo düşün. Bu senaryo: benim hayatımla, mesela bir öğretmenin hayatını göstermelidir’ dedi...”
Ne yazık ki film asla çekilemedi.
Bununla beraber, Atatürk sinemaya gitmeyi çok seviyordu ve Sinemada halkıyla beraber oluyor ve onların beğenisini ölçmeyi seviyordu.
Efendiler, yeryüzünde üç yüz milyonu aşkın İslam vardır. Bunlar ana baba, hoca terbiyesiyle eğitim ve ahlak almaktadırlar. Fakat maalesef hadisenin hakikati şudur ki bütün bu milyonlarca insan kitleleri şunun veya bunun esaret ve zillet zincirleri altındadır.
Aldıkları manevi eğitim ve ahlak onlara bu esaret zincirlerini kırabilecek insani meziyeti verememişıir, veremiyor. Çünkü eğitim hedefleri milli değildir.
Vatanımızın müdafaasında kalp ve vicdanları bizim kadar çırpınmayacağına şüphe olmayan başta Von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne itimat etmemenizi kati surette temin ederim.
