İzmir, kırk beş asırlık bir ata yurdudur. Bu kadar derin bir tarihe sahip olan İzmir, aynı zamanda coğrafi mevkii itibariyle, iktisadi ve siyasi bakımlardan da çok büyük önem taşımaktadır.
Bunun için, bütün memleketi ve bütün milleti mahvetmek isteyen düşmanların ilk bakışları bu kıymetli, bu tarihi, bu ehemmiyetli şehre ve bunun civarına çevrildi.
Hakikaten düşmanlarımız bu güzel beldeyi çiğnediler ve daha doğusuna da geçmişlerdir. Bu hareket yalnız İzmir'e darbe vurmakla kalmadı: bütün milletin kalbine, vicdanına hançer sapladı. Bu itibarla İzmir, bütün memleketi mahvetmek için, bütün milletin heyecanlarını doğurmak için adeta bir parola olmuştur.
İzmir'de halka nutuk
Dine bağlı, din ve devlet işlerini birarada yürütmeye çalışan idarelere teokratik idareler denir ki, bu çeşit devletler eninde sonunda çökmeye mahkumdurlar.
Bugün dünyada bu şekilde idare edilen devletler dünyanın en geri kalmış ülkeleridir. Bunun için laiklik ilkesini anayasamızın en büyük ilkelerinden biri olarak kabul etmek ve buna dört elle sarılmak gerekir.
Türk gençliğini bu ilkenin dışında yetiştirmeye yeltenecek olanlar bu devlete, bu ulusa en büyük kötülüğü yapmış olacaklardır.
Derhal bildim ki, bana içten sevgilerini haykıranlar, yarım asırdan beri büyük Türk ulusunun tam anlamıyla millet olmasına çalışan, onunla en modern bir Türk devleti kurmak için insanlık fedakarlıklarının hiçbirini kendilerinden esirgemeyen, kültür, idare, intizam, devlet anlamlarını en son ilmi anlayışlara göre billurlaştırmaya çalışmış ve çalışan yüksek arkadaşlarımdır.
Atatürk'ün İsmet İnönü'ye gönderdiği telgraf.
Mülkiyenin kuruluş yıldönümünün kutlanmasıyla ilgili yazılan telgrafta Atatürk "Bunlar kimlerdir?" diye sorduktan sonra bu sözleri yazıyor.
Öğretmenlerden, eğitmenlerden mahrum bir millet henüz millet namını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona alelade bir kitle denir, millet denemez.
Bir kitle, millet olabilmek için mutlaka eğitmenlere, öğretmenlere muhtaçtır.
Onlardır ki, bir toplumu hakiki millet haline koyarlar.
Mukaddes topraklarımızı çiğneyerek Ankara'ya girmek ve memleket bağımsızlığının fedakar muhafızı olan ordumuzu imha etmek isteyen Yunan ordusu yirmi bir gün devam eden pek kanlı muharebelerden sonra Hakk'ın yardımıyla mağlup edilmiştir.
Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanıldığını millete beyan ediyor.
19 Eylül 1921 günü Mustafa Kemal'e TBMM tarafından Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verilmiştir.
