Yıllar
Konular
Favoriler

İzmir, kırk beş asırlık bir ata yurdudur. Bu kadar derin bir tarihe sahip olan İzmir, aynı zamanda coğrafi mevkii itibariyle, iktisadi ve siyasi bakımlardan da çok bü­yük önem taşımaktadır.

Bunun için, bütün memleketi ve bütün milleti mahvetmek isteyen düşmanların ilk bakışları bu kıymetli, bu tarihi, bu ehemmiyetli şehre ve bunun civarına çevrildi.

Hakikaten düşmanlarımız bu güzel beldeyi çiğnediler ve daha doğusuna da geçmişlerdir. Bu hareket yalnız İzmir'e darbe vurmakla kalmadı: bü­tün milletin kalbine, vicdanına hançer sapladı. Bu itibarla İzmir, bütün memleketi mahvetmek için, bütün milletin heyecanlarını doğurmak için adeta bir parola olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Şubat 1923
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

İzmir'de halka nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 15. Cilt, s.50

Eğitimin milli, laik ve tek mektep esasına dayalı olması prensibimizdir.

Terbiyede hedefimiz, milli cemiyetin medeni ve toplumsal kıymetini yükseltecek ve iktisadi kudretini artıracak vatandaşlar yetiştirmektir.

İlk tahsilin parasız ve mecburi olması esasının en kısa müddet zarfında bilfill tahakkuk ettirilmesini birinci derecede önemle takip ediyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk - 22 Ekim 1927

CHP'nin 1927 Kongresinde kabul edilen ve Atatürk'ün kürsüden okuduğu beyannamesi...

Tek mektep sistemi eğitimin merkezileştirmesi yani her kesimin kendi kafasına göre okul açmaması anlamına geliyor.

Cumhuriyet dönemininin en önemli eğitimcilerinden Kazım Nami bunu şu şekilde ifade ediyor:

“Biz varlık mücadelesi yaparken, umumi harpten yeni çıkmış milletler ortaya “tek mektep” nazariyesini attılar. Bilhassa Ruslar, tek mektebi fiilen tatbike başlamıştı. Tek mektep sistemi tam manasıyla demokrat bir devlet idaresinin prensiplerine dayanıyordu. Çünkü çeşitli sosyal sınıflar arasında büyük savaşın getirdiği anlaşma ve kaynaşmanın yeni bir eğitim sistemiyle esaslaştırılması zaruri görülüyordu"

Maarif Vekili Esat Bey ise 13.12.1931 tarihli genelgesinde eğitimin amacını; her Türk çocuğunu rejimin psikolojisi ve ideolojisini tamamen kavramış, Cumhuriyet için fedakarlık yapabilecek unsurlar olarak yetiştirmek şeklinde tanımlamaktadır.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 22. Cilt, s.39

Yunanlıların, Aydın vilayetinde Tahkik Komisyonu'nun dönmesinin ardından, tekrar Müslümanlar aleyhinde zulümlere ve baskılara başladıkları malumunuzdur.

Buna ek olarak. bu kere seçimleri fiilen engellemekte ve camii şeriflerin kapılarına kadar nöbetçiler yerleştirerek. Müslümanlara baskı yapmaktadırlar.

Bütün bu cinayetlerin ve hadiselerin maddi ve manevi mesuliyetinin, Yunan vahşet ve baskılarına karşı destekleyici bir hoşgörülü siyaset takip eden ve Aydın vilayetini bu hunhar kavimden kurtararak meşru ve asıl sahibine vermeyen İtilaf devletlerine ait olduğunu ilan eylemeyi vatani ve milli bir borç sayarım.

Mustafa Kemal Atatürk - 29 Kasım 1919

Atatürk'ün ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya siyasi temsilcilerine gönderdiği telgraf

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 5. Cilt, s.313

Biz İngiltere ile harp etmek istemiyoruz, fakat onlar İstanbul'u Türkiye'ye teslim etmelidir.

İstanbul Türkiye'nin payitahtıdır.

Mümkün mertebe barış yoluyla istiyoruz. Eğer olmazsa onun için harp edeceğiz.

Mustafa Kemal Atatürk - 13 Eylül 1922

Atatürk'ün Amerikalı Chicago Tribune gazetesi muhabiri John Clayton'a verdiği demeç...

30 Ağustos Zaferi'yle beraber Batı Anadolu kurtarılmıştı. Ama İstanbul hala İngilizlerin elindeydi. Atatürk, İstanbul'u almaya kesin olarak kararlıydı ve gerekirse savaşacağını İngilizlere ifade etti.

İngilizlerse Boğazlar ve İstanbul'a önem veriyordu. Türklerin Çanakkale'ye doğru ilerlemesi onların için tehditti. Başbakan Lloyd George, 7 Eylül tarihindeki kabine toplantısında Gelibolu'yu "dünyanın stratejik olarak en önemli bölgesi" olarak tanımlamıştı. Dışişleri Bakanı Lord Curzon da Gelibolu ve İstanbul'un Türklerin eline geçmesine asla izin verilemeyeceğini söylüyordu.

1922 yılı Eylül ayında Türkiye'nin 250.000 askerine karşılık, İngilizlerin, İstanbul'da 50.000 askeri vardı. İstanbul'un çoğunluğu Türklerden oluşuyordu ve olası bir savaş halinde, bu insanlar da milis olarak kullanılabilirdi.

Aslına bakarsanız, her iki taraf da savaşmak istemiyordu. Çanakkale Savaşı'nın vahşetini, akan kanı, verilen kayıpları Atatürk de, İngizler de iyi biliyordu. İngiltere 1. Dünya Savaşı'nı kazanmıştı ama çok büyük kayıplar vermişti. 1917 yılında az kalsın savaş dışı kalıyorlardı. 1918'de artık 16-17 yaşında gençleri askere almaya başlamışlardı.

İngiliz hükümetinin Boğazlar konusundaki kararlılığı basında büyük tepki gördü. Büyük gazeteler savaş karşıtı manşetler attılar. Sendika Kongresi tüm İngiltere genelinde greve gitme çağrısı yaptı.

Atatürk, İngiltere'nin kendi topraklarından bu kadar uzakta yeni bir kanlı savaşı göze alamayacağını, İngiliz halkının bunun için gücü ve morali kalmadığını çok iyi tahmin etmişti.

23 Eylül'de Türk ordusu Çanakkale'nin güneyindeki tarafsız bölgeye girdi. İngiliz işgal komutanı Harrington'ın Türk ordularının tarafsız bölgeden çekilmesini rica eden telgrafına karşılık, Atatürk, TBMM'nin tarafsız bölge diye bir bölge tanımadığını bildirdi.

Türk ordusu kesin olarak kararlıydı. Kendi kamuoyuyla beraber Fransa, İtalya ve en ömenmlisi Kanada'nın desteğini de kaybeden İngiltere sonuç olarak İstanbul'u ve Boğazları Türkiye'ye geri vermeye razı oldu. Barış yoluyla bölgeyi alabileceğini anlayan Atatürk, orduları durdurdu.

Bu Eylül-Ekim 1922 tarihindeki bu sürece Çanakkale Krizi adı verilir. Çanakkale Krizi sonrasında İngiltere'de Lloyd George hükümeti düştü.

Atatürk'ün amacı misak-ı milli sınırlarını tamamlamaktı. Bundan daha fazlasını istemiyordu. Makedonya veya doğduğu Selanik'e yürümeyi düşünmedi. Atatürk tüm işgal güçlerini Anadolu'dan kovdu. Onun amacı, yabancı toprakları işgal etmek değil, milletinin barış içinde yaşayacağı bir toprak parçasını elde etmekti ve bunu da yapabileceği en muhteşem şekilde yaptı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.281

Biz haddimizi bilir kimseleriz. Uçsuz bucaksız emel sahibi değiliz.

Mustafa Kemal Atatürk - 16 Ocak 1923

Arifiye'de halka yaptığı konuşmadan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt, s.261

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında