Politika aleminde birçok oyunlar görülür.
Ama, kutsal bir ülkünün simgesi olan Cumhuriyet yönetimine ve çağdaşlaşmaya karşı, bilmezlik, bağnazlık ve her türlü düşmanlık ayağa kalktığı zaman, özellike ilerici olanların yeri, gerçek ilerici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır; yoksa gericilerin ümit ve faaliyet kaynağı olan saf değil.
Nutuk'tan
Büyük Türk milleti!
Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek olgunluk ile tezahür etti.
Millet orduları, on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometrelik aralıksız bir takip yaptılar.
Anadolu'daki bütün işgal edilmiş memleketlerimizi geri aldılar.
Bu büyük zafer yalnızca senin eserindir.
Benim burada kendi vatanımda olduğumu bilmiyor musunuz? Bu gerçeği hala görmüyor musunuz?
Siz hala o zihniyette iseniz birbirimizle esasen savaş halindeyiz demektir.
Öyle ise, evet, bir kere, on kere, yüz kere daha savaş ilan ediyorum!
Atatürk, İzmir'e girdikten hemen sonra Kordon Boyu'nda demirli İngiliz torpidolarından iki adım ötede karargah kurdu. Bu durum İngilizleri kuşkulandırdı.
Ve Atatürk kendisine küçümser ve gözdağı verircesine "bize savaş mı ilan ediyorsunuz?" diye soran İngiliz konsolosa bu yanıtı verdi.
Tüm bunlar olurken, konsolosun hemen arkasında duran beyaz üniformalı genç İngiliz deniz subayları hayranlıkla Atatürk'e bakıyordu.
Bugünden itibaren yayınlanmaya başlayan ve sütunlarında bütün Anadolu ile onu alakadar eden muhitlerin ahval ve hadiselerini ihtiva edecek olan gazetemize bu ismi tesadüfi olarak vermedik.
Gazetemizin ismi, aynı zamanda takip edeceği mücahede yolunun da türüdür.
Şu halde diyebiliriz ki, Hakimiyeti Milliye'nin çizgisi, vatan ve milletin hakimiyetini müdafaa olacaktır.
10 Ocak 1920 tarihinde yayınlamaya başlayan Hakimiyet-i Milliye gazetesinin ilk sayısının başyazısının birinci paragrafı.
Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra emperyalistlerin yurdumuzu işgale etmesiyle birlikte muhalefet eden gazetelerin özellikle İzmir’in işgali sonrası sesi kesilmeye başlanmıştı. Bu durum işgallerin kanıksanmasına neden oluyor ve mücadele zemini zayıflatıyordu.
İstanbul merkezli gazetelerin çoğu ise Kuvayi Milliyecileri “bir avuç maceraperest” olarak adlandırıyordu. Dahası “Çılgın Türkler” diyerek Osmanlı’nın da başını yakacaklarını düşünüyorlardı.
Atatürk, millî mücadele aleyhinde yayın yapan İstanbul gazetelerinin Anadolu’ya geçmemesi, mücadelenin yanındaki gazetelerin kolaylıkla ulaştırılması için gerekli önlemleri alıyordu ama bu yeterli değildi. Mücadelenin haklılığını doğrudan anlatacak gazeteye ihtiyaç vardı.
Atatürk, öncelikle Sivas’ta bulunduğu sırada İrade-i Milliye gazetesini kurmuş, gazetenin Ankara’ya taşınmasını istemiş, ancak Sivaslılar ve gazetenin imtiyaz sahibi, gazetenin Sivas’ta kalmasını istediklerinden, taşınma işinden vazgeçilmiştir.
Atatürk, 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldikten sonra, Heyet-i Temsiliye’nin yayın organı olabilecek bir gazete çıkartmaya karar verir. Ankara’da bu işi görebilecek doğru dürüst bir matbaanın olmaması üzerine Konya’dan bu iş için baskı makinesi getirilmiş ve meclis bahçesindeki bir binaya yerleştirilmiştir. Gazete Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin yayın organıdır.
Gazeteye "Hakimiyet-i Milliye" adı verilir.
Gazete, 1 Kasım 1928’den itibaren tamamen Latin alfabesi ile basılmaya başlandı ve ismi de 1934 yılında "Ulus" olarak değiştirildi.
Cesaret gösteren ve tehlikeye atılan kazanır.
Kuvvetli olduğu halde başarıdan ümidini kesen, yerinden hareket edemeyen ve düşmanın hücum etmesini bekleyen herhalde mağlup olur.
Bir komutan, birliklerin emniyetini sağladıktan sonra düşmanı mağlup edeceğim demeli, mağlubiyet korkusunu hiç aklına getirmemeli; bu bağlamda Napolyon’u taklit etmelidir.
Korkak kalp daima mağluptur.
Atatürk'ün 1902-1905 yılları arasında Harp Akademisi'nde okurken 1897 Türk-Yunan savaşı hakkındaki notlarından.
Notlarda herhangi bir tarih kaydı bulunmuyor.
