Memleketin her noktası hakkında hakiki malumatı almak hususundaki vatanperverane endişenizden dolayı sizi tebrik ile bütün vatan evladının da, memleketle alakalı olan hakikatleri aynı şekilde araştırmalarını, vatanın selameti namına temenni ederim.
Atatürk'ün Sivas'da bulunan İleri Gazetesi başyazarı Celal Nuri Bey'e telgrafı.
Şunu bilmenizi isterdim ki biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.
ABD Başkanı Woodrow Wilson 1 Ağustos 1919'da Tümgeneral James Harbord başkanlığında askeri bir heyeti Anadolu ve Kafkaslardaki durumu incelemek üzere İstanbul'a gönderdi.
Bu heyet Sivas'a da geldi ve Kuvay-i Milliyecilerle görüştü.
Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşen Amerikalı general James Harbord ona şöyle dedi:
"Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya, müttefiklerinizle dört yıl harp eƫtiniz, yenildiniz. Dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir millettin intihar ettiğini mi göreceğiz?"
Atatürk ise ona aynen görselde yazılı sözleri söyler.
Bunun üzerine Harbord ayağa kalkar ve: "Biz de olsak öyle yapardık" diye cevap verir.
Cihan medeniyetine sorarım, bu mudur medeniyet?
Bu vahşet ve hareket faili olanların insaniyet, medeniyet, şefkat namına söz söylemeye hakları olabilir mi?
Bugün herhangi bir teşkilatçı Anadolu'ya geçer de milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir.
Atatürk'ün 4 Şubat 1919 tarihinde Alemdar gazetesinin yazarlarından Refii Cevat Ulunay'la yaptığı söyleşiden.
Söyleşi bittikten sonra Atatürk, Refii Bey'e "Bu vatan içine düştüğü bu felâketten nasıl kurtarılır, istiklâline nasıl kavuşturulur?" diye bir soru sormanızı beklerdim der.
Refii Bey ise: "Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru sormadım."
Bunun üzerine Atatürk görseldeki cevabı verir.
Gerçekten de o dönemde silahlı bir mücadeleyle vatanın kurtulabileceğine inanabilen bir elin parmaklarını geçmezdi.
Öyle ki Refii Bey olanları gazetedeki arkadaşlarına anlatınca, arkadaşları Mustafa Kemal için "Bu deli değil, zırdeliymiş" der.
Kişisel kinleri, kişisel düşmanlıkları körükleyen ve güdenler ancak ve ancak ilkel toplumlardır.
1936 yılında, Ankara’da Ankara Palas Oteli’nin alt salonunda Çocuk Esirgeme Kurumunun balosunda söyledikleri
