Yıllar
Konular
Favoriler

Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur. Cumhuriyet, böyle bir kavramı asla kabul edemez.

İnsan hakları, yasalarımızın güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır.

Kendilerini kimsesiz görenlerin, yanlarında her an haklarını aramakla görevli Cumhuriyet Savcıları bulunduğunu asla unutmamaları ve bundan emin olmaları gerekir.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Ekim 1925
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'üm Cumhuriyet savcılarına seslenişinden.

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından "Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.

Atatürk'ün huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Mahmut Esat Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:

"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?

- Cumhuriyet Başbakanı,

- Cumhuriyet Bakanı,

- Cumhuriyet Müsteşarı,

- Cumhuriyet Valisi,

- Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,

Neden Cumhuriyet Savcısı?

Savcılara neden bu imtiyaz?

Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.

Bozkurt'un cevabı çok net olur:

"Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır."

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. "Devam et Bozkurt" der.

Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk'ün yorumuna kadar uzanır.

Kaynak: Doç. Dr. Ali Birinci, Yeni Türkiye Dergisi, Cumhuriyet Özel Sayısı I, 1998, s. 23-24

Afet, Hatay üzüntüsüne, Conker'in ölümü acısı karıştı.

Bu acının açtığı yaranın derinliğini tahmin edersin.

Mustafa Kemal Atatürk - 16 Ocak 1937

Atatürk'ün, Afet İnan'a mektubu

Nuri Conker, Atatürk'ün en yakın dostlarından biriydi.

Çocukluk arkadaşıydı. Ona "Kemal" diye hitap eden - Latife Hanım'la beraber - tek insandı. Selânik'te mahalle arkadaşı, sonra Askeri Rüştiye'de, Manastır İdadisi'nde, İstanbul Harbiye Mektebi'nde, Harp Akademisi'nde okul arkadaşlığı ettiler.

Selânik'te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk Harekâtı, Afrika'da Trablusgarp ve Bingazi Muharebeleri, Çanakkale Anafartalar ve Conkbayırı Muharebeleri, Doğu'da Muş Cephesi, İstiklâl Harbi ve inkılâplar devrinde hep birlikte görev yaptılar

Anlatılanlara göre ölüm haberi geldiğinde "Ah Nuri, bizi nasıl bırakıp gidersin" diyip hüngür hüngür ağlamıştı Atatürk. Sonra ise arabasına binip dolaşmış, saatlerce haber alınamamıştı kendisinden.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 29. Cilt, s.119

Bu pek mühim ve büyük teşebbüste asıl hedef İngilizleri Hindistan'da vurmak olmasına göre, Türkistan ve bilhassa Afganistan'da belki maksada kafi askeri kuvvetler vücuda getirmek için evvelemirde pek ciddi milli teşkilat meydana getirilmesi lüzumunu ben de takdir eder ve bu hususta buraca icrası mümkün olan yardımın yapılmasını bittabi canı yürekten arzu eylerim.

Ancak dört taraftan düşmanla kuşatılmış olan asıl anavatanın müdafaası işlerine her şeyden evvel bağlı olmak ve ihtimam etmek açık lüzumu ve malum hadiseler üzerine İstanbul'dan buraya gelebilen subayların adedi ise ihtiyaca ancak kafi olduğundan şimdilik o konudaki yüksek arzularının kabulüne ne yazık ki maddi imkan görülememiştir.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Ekim 1920

Atatürk'ün Taşkent'te bulunan Cemal Paşa'ya yolladığı telgraf

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 10. Cilt, s.21-22

Hazırlık tamam...

Mustafa Kemal Atatürk - 28 Ekim 1923

İsmet Paşa anlatıyor: 28 Ekim akşamı Atatürk bizi Çankaya'ya çağırmıştı. Yemeği birlikte yedik. Misafirler giderken Atatürk bana kalmamı söyledi. Masa başına geçtik.

Evvela Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun metnini görüştük. Her madde üzerinde eskisi ile yenisi arasında mukayeseler yapıyorduk. Atatürk neticeyi dikte ediyordu. Ben yazıyordum. Bu suretle tamamlandıktan sonra bütün metni bir kere baştan aşağıya okudum. Atatürk dikkatle dinledi.

Bittikten sonra biraz düşündü ve "Hazırlık tamam" dedi. O gece köşkte misafiriydim. Odama çekildim.

Ertesi sabah metni bir kere daha gözden geçirdik ve beraberce Meclis'e gittik. Oldu, bitti...

Kaynak: Abdi İpekçi, İnönü Atatürk'ü Anlatıyor, s.15

Başvekil İsmet Paşa Hazretleri'nin inkılap tarihimizin ilk şerefli ve parlak sayfası olan İnönü Meydan Muharebelerinin baş kahramanı olmuş bulunması itibariyle Soyadı Kanunu icabı olarak alacağı aile isminin "İnönü" olmasını çok yerinde bulduğumdan kendilerine bu soyadını verdiğimi bildiririm.

Mustafa Kemal Atatürk - 15 Kasım 1934

Atatürk'ün İsmet Paşa'ya İnönü soyadını vermesi

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 27. Cilt (2003), s.77

Veritabanında
719 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında